22.2.05

Konferans ama ne konferans!



iki hafta önce bir arkadaşım bana bir ilan gösterdi. saddam'ın sekreteri bizim üniversitede konuşma yapacakmış. ne sekreteri, nasıl sekreter demedik, gittik. ne de olsa ilk defa amerikan gençliğiyle beraber bir faaliyete katılıyorum. konuşma üniversitenin büyük salonlarından birisindeydi. girip yerimize oturduktan sonra elimize üstteki broşuru verdiler. adamda bir gariplik olduğunu fotoğrafa bakar bakmaz siz de anlamışsınızdır. neyse.




gördüğünüz gibi koca salon dolu. hemen hepsi öğrenci. önce bize 15 dakika "dance with the devil" (şeytanla dans) başlıklı bir propaganda filmi seyrettirdiler. saddam'ın ne kötü bir insan olduğu, herkesi işkenceden geçirip gözünü kırpmadan öldürdüğü, herkesin ondan korktuğu vs. bilinen propaganda yapıldı.

sonra şekil 1A da görülen konuşmacı sahneye çıktı.


Şekil 1A

haa bu arada bize verilen broşürde bu adamın üniversite kütüphanesine saddam'ın kütüphanesinden alınmış kitapları armağan edeceği de yazıyordu. e kitaplar ırak'ta kitapçıda satılan cinsten kitaplar olmasın mı?! olsun! adam 10 dakikalık konuşmasını yaparken üç cümlede bir amerikan askerlerine minnettar olduğunu söylemesin mi? söylesin!
"siz olmadan biz var olmazdık, tenk yuu tenk yuuu" demesin mi? desin! yanımda oturan öğrencileri birşeyler öğrensin diye konferansa gidenlere bonus not vereceğini söyleyen uluslararası hukuk dersi hocası bütün bunlara dayanamayıp "jesus f..king christ!" deyip çıkmasın mı? çıksın!

amerikalılar birşeyden anlamıyor diyoruz ama, eğer üniversite öğrencileri bile bunlara maruz kalıyorsa, halk ne yapsın?

velhasıl kelam komik bir akşam geçirdim.

12.2.05

Cascades'de gezinti

Bugün havanın yumuşak olmasını fırsat bilip etraftaki doğal güzellikleri görebilmek için biraz gezindim. Yaşadığım yere yakın olan Cascades'e gittim. Burası bir şelalenin olduğu büyükce bir park. Anayoldan 6,5 km içeriye girip park yerine arabanızı park ettikten sonra derenin kenarından 3 km yukarı tırmanıyorsunuz. Sonunda karşılaştığınız manzara yaklaşık 18-20 metre yükseklikten dökülen bir şelale. Hava henüz ısınmaya başladığı için buzlar yeni yeni çözülüyor. Aşağıdaki resim şelalenin bulunduğu mekanı gösteriyor.






Bu resim, şelaleye giden patikaların başladığı yeri yani park yerini gösteriyor. Yeşil çatılı bina tuvalet. En soldaki küçük kulübe 'ranger'ların kulübesi. Taşla çevrili panoda da parkın değişik özellikleri ile ilgili fotoğraflar ve açıklamalar var. Park yerinde (fotoğrafını çekmeyi unuttuğum) bir ödeme sistemi var. Park ücretli, sistem de şöyle işliyor: Girişte numaralı zarflar var. Bunlardan alıp içine 3 dolar koyuyorsunuz ve oradaki kutuya atıyorsunuz. Bu arada da zarfa eklenmiş üstünde zarftakiyle aynı rakam olan kağıdı arabanızın ön tarafına koyuyorsunuz. Elde edilen gelir, parkın bakımı için kullanılıyormuş.




Ustteki resimle alttaki resim için açıklama yazmaya gerek yok herhalde. Bunu gibi başka fotografları görmek isterseniz (buz, su vs.), webshots.com'daki sayfamda belli bir süre için tutacağım fotoğraflara bakabilirsiniz.





Bu resimdeki garip şekilli kahverengi kutu çöp kutusu. Sol kısmı geri dönüşüm için teneke kutulara ayrılmış. O tuvalete de böyle bir çöp yaraşır zaten.

7.2.05

Otopark





Artık hemen her blogda karşılaştığımız bir cümleyle başlayayım: Bu fotoğraf, yeni makinemle çektiğim ve yayınladığım ilk resimlerden biri. Fotoğrafta görülen yer kampüsteki bir otopark. Bu büyüklükte bir iki otopark daha var, ayrıca da kampüse yayılmış ufak otoparklar ve sayısız park yeri bulunuyor. Öğle saatlerinde çektim. Öğrencilerin en fazla olduğu saat diye düşünebilirsiniz. Hayır. Gün içinde 8,5 - 4 arasında yer bulmak çok zor oluyor. Tıklım tıklım dolu.

Virginia Tech'in öğrencileri aslında şanslı, çünkü yerel otobüs hattının güzergahı çok geniş. Ama yine de pek çok öğrenci (ve hoca) araba kullanmayı tercih ediyor.

4.1.05

Christmas ışıkları






bıraz geç olmakla beraber burada christmas ışıklandırmasına bir kaç örnek koyuyorum. ilk resmi 3 fotoğrafı birbirine ekleyerek yaptım. diğer fotoğraflar da aynı yerden farklı çekimler. yanımda tripod olmadığı için çekimler yeterince kaliteli olmadı.








burası lake washington kenarındaki 2 ayaküstü lokantanın yaptırdığı ışıklandırmalar. şirket kendi reklamını da koymus tabii. dükkanlarının önünüdeki ağaçları aydınlatanlar görmüştüm ama bu kadar büyük bir alanda yapıldığını ilk kez görüyorum.









"




" "

2.1.05

Baska bir kitapci





amerika'daki kitapçı dükkanları hakikaten fotoğraflarda görüdüğü kadar güzel. Ferah, temiz, göz alıcı ve kitap almaya, okumaya teçvik edici şekilde düzenlenmiş.

11.11.04

Barnes and Noble

Amerika'da herşey gibi kitapçıların da zinciri var. Burası Barnes and Noble. Elbette bütün şubeleri aynı şekilde tasarlanmış. Genelde içinde bir de Starbucks kahvecisi oluyor. Kahve ve tatlı yanında dergileri karıştırabiliyor, ya da kitaplardan beğendiğinizi alıp bir kenarda okuyabiliyorsunuz. Evet, yerler duvardan duvara halı kaplı.





Not: fotoğraftaki kızı tanımıyorum.

Alışveriş

Alışveriş sevenler için bir dükkanın içi: Burası bohem hayat tarzını sevenler (ve gençler) için mallar satan bir dükkan. Pembe jaluzilerden fıstık yeşili koltuklara, Çin işi kağıttan lambalardan turuncu çiçekli eteklere kadar herşeyin olduğunu söylesem, bir fikir vermiş olurum sanırım. Urban Outfitters da elbette bir zincir.







Plakalar

Yolda giderken en büyük eğlencelerden biri araba plakalarını okumak. Özellikle ülkenin güney kesiminde şahsa özel plakanın epey çok olduğunu söylüyorlar.

Amerika'da ehliyet ve araba ile ilgili işler Department of Motor Vehicles (kısaca DMV) de hallediliyor. Özel plakalar DMV'ler tarafından da destekleniyor Bunun için fazladan yıllık 20 dolar ücret ödemek yetiyor. Plakanıza beli harf sınırı içinde istediğiniz kelimeyi yazdırabilirsiniz. Kaydedebildiğim enteresan plakaları buraya ekleyeceğim.





"küçük anne" nin iyice kısaltılmısı olan lil' ma





bu da jellybean.

6.11.04

Ryan's'ta akşam yemeği

Arkadaşlarla akşam yemeği yemeğe karar verdik. İçimizden birisi daha önce bilmediğimiz bir yere götürmek istedi. Ryan's'ın özelliği, girişte kasaya yemek için sabit bir ücret (içecek haric 9.70 dolar) ödeyerek içeriye girip, ondan sonra da açık büfeden yiyebildiğin kadar yemeği seçmek.





Bu fotoğrafta görünen kırmızı kazaklı kadının olduğu kısım salata büfesi. İlerdeki bölüm soğukların olduğu büfe; siyah süveterli adamın olduğu yerde ise tatlılar başlıyor. En uzakta fotoğrafın sağ tarafında yarım çıkan kısım ise en önemli yer: Etler. Gözününüzün önünde ızgara yapılan biftekten başka tavuk, hindi ve domuz eti servis ediliyor. İçecek için sabit bir ücret başta ödeniyor ama kaç bardak isterseniz içebilirsiniz. Kahve de lokantanın ikramı.







Bu fotoğrafta çıkan bölüm lokantanın sadece onda birini gösteriyor. Aynı anda 500 kişiyi ağrlayacak kapasitede olmalı. Biz girerken kuyruk vardı. İşin ilginç tarafı, üniversiteye çok yakın olmasına rağmen çok az öğrencinin bulunmasıydı. Hemen bütün müşteriler yerli halktan oluşuyordu.

3.11.04

Interstate 81'de kaza

Haziran ayında I-81'de rahat rahat gidiyoruz.



Birden trafik yavaşladi, sonra da durdu. Yaklaşık 1 saatlik bir beklemenin sonunda yol acildi. Ilerlediğimizde trafiğin neden durduğunu anlayabildik.











Acil durum aracı.





Yangın söndürme aracı. Üstündeki resme dikkatinizi çekerim.





Araba taşıyan TIR neredeyse tamamiyle kömür olmuştu.