
26.3.06
14.3.06
Bak lütfen dedim!
"Kırmızı Sokak" muhabbeti başladığından beri aklımdaki bir kareyi nihayet hafta sonu kaydedebildim.
Washington DC'de yazın hafta sonlarında iş arkadaşlarımla National Mall'un çimlerinde düzenlenen, önce beyzbolun fasulyeden olanı sandığım, softball turnuvalarına katılırdım. Milletin biraları içerken etraftaki polisleri kontrol etmeleri, şişeleri açığa çıkarmayıp, buzluğun içinde plastik bardağa azıcık koyup çabucak içmeleri ilk gördüğümde garip gelmişti. Sonra sıcak havalarda kaldırıma ya da yürüyüş yoluna sandalye atan bar sahiplerinin bu sandalyelerin etrafını ip, zincir vs. ile çevirmelerinin de aynı sebepten olduğunu çaktım (aferin bana). Mazallah o ipin dışında içkinizi yudumlarsanız polis götürüverirmiş! Bu yasağın detayını bilmiyorum. Fakat işletme sahipleri de, sıradan vatandaş da kurala harfiyen uyuyor.
Gecenin epey geç bir saatinde arabda 4 kişi eve dönerken çevirmeye yakalanıp, bizden bir önceki arabanın sürücüsüne üflettikten sonra -ki gayet normal görünüyordu- hiç soru sormadan kelepçe taktıklarını görüp, bizim arkadaşa da emin olana kadar burun değdirmece, düz çizgide yürütmece yaptıklarında işin şakası olmadığını bizzat gördüm. Alkollü araba kullanma burada Driving Under Influence başlığı altında cezaya tabi.
Türkiye'de olduğu gibi, burada da kanunu bilmemek mazeret sayılmıyor. Ama her fırsatta hatırlatılan kanunu bilmemek de mazeret olamaz. San Juan adasında, adanın öbür ucundaki Roche Harbor adındaki minik limanda -ki Amerika Kanada sınır çizgisi bir kaç mil ötede- alkol sınırını çizen tabela tatlı sert.
'Lütfen'le başlayan ikaz 'kanun kesinlikle uygulanır' diyor. Bu arada Open Container Law, yani Açık Şişe/Kutu Kanununa göre motorlu taşıtlarda kapağı açılmış içki bulundurmak cezaya tabi. Bazı eyaletlerde torpido gozundeyse birşey demiyorlar. Burada farklı bir versiyon var demek ki.
Neyse, "bu noktadan sonra içki yasak!" diyen ikaz tabelası nereye kadar izin vermiş, görelim:
Tekneyle gelenler karaya ayak basmadan önce son yudumunu içebilsinler diye minik köprüyü geçiş bölgesi yapmışlar herhalde.
Washington DC'de yazın hafta sonlarında iş arkadaşlarımla National Mall'un çimlerinde düzenlenen, önce beyzbolun fasulyeden olanı sandığım, softball turnuvalarına katılırdım. Milletin biraları içerken etraftaki polisleri kontrol etmeleri, şişeleri açığa çıkarmayıp, buzluğun içinde plastik bardağa azıcık koyup çabucak içmeleri ilk gördüğümde garip gelmişti. Sonra sıcak havalarda kaldırıma ya da yürüyüş yoluna sandalye atan bar sahiplerinin bu sandalyelerin etrafını ip, zincir vs. ile çevirmelerinin de aynı sebepten olduğunu çaktım (aferin bana). Mazallah o ipin dışında içkinizi yudumlarsanız polis götürüverirmiş! Bu yasağın detayını bilmiyorum. Fakat işletme sahipleri de, sıradan vatandaş da kurala harfiyen uyuyor.
Gecenin epey geç bir saatinde arabda 4 kişi eve dönerken çevirmeye yakalanıp, bizden bir önceki arabanın sürücüsüne üflettikten sonra -ki gayet normal görünüyordu- hiç soru sormadan kelepçe taktıklarını görüp, bizim arkadaşa da emin olana kadar burun değdirmece, düz çizgide yürütmece yaptıklarında işin şakası olmadığını bizzat gördüm. Alkollü araba kullanma burada Driving Under Influence başlığı altında cezaya tabi.
Türkiye'de olduğu gibi, burada da kanunu bilmemek mazeret sayılmıyor. Ama her fırsatta hatırlatılan kanunu bilmemek de mazeret olamaz. San Juan adasında, adanın öbür ucundaki Roche Harbor adındaki minik limanda -ki Amerika Kanada sınır çizgisi bir kaç mil ötede- alkol sınırını çizen tabela tatlı sert.

Neyse, "bu noktadan sonra içki yasak!" diyen ikaz tabelası nereye kadar izin vermiş, görelim:


11.3.06
Hakem Öpsün Seni!
Doğu tarafındayken kahveye futbol maçı seyretmeye gitmişliğim var. Saat farkından dolayı Pazar sabahlarına denk gelen maçlar için Pennsylvania Avenue'daki Anatolia Cafe, Best Buy'dan en büyük ekran televizyondan iki tane alıp, maçın toplu gösterim maliyetini de giriş ücreti olarak gelenlerden talep ederek bir kahve işletmesine dönüşüyordu. Sallama çaya rağmen şikayet eden yoktu. Ama heyecanla bağıra çağıra maç seyreden sadece biz ve İrlandalılar mı? Hayır. Amerika'lı da aynı şekilde maç seyreder. Belki Amerikan futbolu kısmı için bir Sports Bar fotoğrafı koymak lazım. O zamana kadar başka bir dala atlayalım.
Şimdi futbol ihtiyacımızı internetten abonelikle hallediyoruz. Malum, Lig TV (bizim kullandığımız ipworldtv.com gibi) bazı yerlerden abonelik satıyor. Bu yazıyı yazarken Fener maçı bitmişti. Vakit doldurmak için Ankaraspor başkanına şarkı bile söylettirdiler. Şu anda da Galatasaray forması altında Sergen Trabzon'a bir gol attı. Bunu da geçelim.
Amerikan futbolunun en büyük kupası Superbowl karşılaşmaları biteli çok oldu. Bizim takım (Seattle Seahawks) Detroit'teki yarı final maçında Pittsburg Steelers'a fena halde yenildi (21-10).
KubeFM'in programcılarından The T-Man'in (dinleyicisi değilim) ağzından yazılmış reklam panosu altta. West Seattle'dan I-5 yoluna çıkarken karşınıza heyula gibi dikiliyor. Tercüme ediyorum:
Sayın Hakem Bey,
Bir dahaki sefer bize koymadan önce hiç değilse bir öpün!
Saygılarımla,
The T-Man
Şimdi futbol ihtiyacımızı internetten abonelikle hallediyoruz. Malum, Lig TV (bizim kullandığımız ipworldtv.com gibi) bazı yerlerden abonelik satıyor. Bu yazıyı yazarken Fener maçı bitmişti. Vakit doldurmak için Ankaraspor başkanına şarkı bile söylettirdiler. Şu anda da Galatasaray forması altında Sergen Trabzon'a bir gol attı. Bunu da geçelim.
Amerikan futbolunun en büyük kupası Superbowl karşılaşmaları biteli çok oldu. Bizim takım (Seattle Seahawks) Detroit'teki yarı final maçında Pittsburg Steelers'a fena halde yenildi (21-10).
KubeFM'in programcılarından The T-Man'in (dinleyicisi değilim) ağzından yazılmış reklam panosu altta. West Seattle'dan I-5 yoluna çıkarken karşınıza heyula gibi dikiliyor. Tercüme ediyorum:
Sayın Hakem Bey,
Bir dahaki sefer bize koymadan önce hiç değilse bir öpün!
Saygılarımla,
The T-Man

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)