
Kar yağdı. Buraya yılda bir kez bizde normal sayılacak kadar bir kar yağarmış.
Türkiye'de ılıkça bir kış geçirildiğini duydum; kuruyan baraj haberlerini okudum; Ankara'da kar, yağmur yağmadığını, 60 günlük su kapasitesi olduğunu öğrendim. Nedense içimden bu cümle geçti hem de melodisiyle: Kyotooo, sen bizim HERşeyimizsin!
Kar yağdı. Ben de bu çok önemli olayı belgeledim. Yarın okullar kesin tatil! Baktım, arabalar zincir takmış. Zaten bu tarafın şoförleri pek acemi. Geçen sefer de 7-8 mm bir kar yağmıştı, 2 saat sonra eriyene kadar kaza üstüne kaza oldu. Doğu kıyısındakiler kara alışıklar ama bu tarafta dağlara çok yağıyor da kıyı kısımlarda pek kar yok.
Televizyonlar şimdiden kapalı okulların listesini yayınlamaya başladılar. Devlet kurumlarından tatil olan var mı henüz bilmiyorum. Özel şirketler böyle günlerde elemanlarını evden çalışmaya teşvik ediyorlar. Buna da
telecommuting deniyor. Trafikte harcanan saatleri, muhtemel bir kaza sonrası sağlık harcamalarını (arkadan hafif bir çarpma halinde doktor zedelenen boyun kaslarını aylarca tedavi edebilir, sigorta da bunu kuzu kuzu öder) ve tedaviye gidilmesi yüzünden kaybedilecek zamanı hesaplayıp o gün evden çıkmamanın daha iyi olacağını görmüşler.
Özel şirkette çalışanlar kafalarına göre işe gitmemezlik yapmıyorlar elbette. Genelde bu gibi durumlarda şirketin santraline bir telesekreter mesajı kaydediliyor. Sistemden sisteme farklılık gösterir, genelde girilen bir şifre ile çalışanlara özel mesaj devreye girer. Bazi şirketler elemanların evlerine otomatik kayıt gönderir. Yani akşam bir saatte telefonunuz çalar, "alo" dersiniz; patronun ya da amirin sesini duyarsınız: "Yarın tatil."

Sokağın köşesindeki kardan adamın fotoğrafını çektim, 20 metre öteye öbür köşeye kadar yürüdüm, geldim baktım ki 3-5 velet sayesinde kardan adam artık kardan adam cennetinde.

Neyse biz bu akşamı dünyanın en güzel cümlesiyle kapatalım: "Anne yarın kesin okullar tatil!"